OLTU'NUN OĞRAFİ DURUMU:
Bağlı bulunduğu Erzurum İli'nin Kuzeydoğusunda yer alan Oltu İlçesi,Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü sınırları içinde kalmaktadır.
1) Yönetim bakımından bağlı bulunduğu Erzurum İli'ne 124 km uzaklıkta olanOltu İlçesi ve çevresinin Yaklaşık 1400 Km2 yüzölçüme sahip olduğu anlaşılır.*
-Kuzeybatıdan Yusufeli (Artvin)
-Kuzeyden Olur (Erzurum),
-Doğudan Şenkaya (Erzurum)
-Güneyden Narman (Erzurum),
-Güneybatıdan Tortum (Erzurum),
-Batıdan Uzundere (Erzurum) ilçeleri ile Çevrili Bulunan Oltu:
Gemili Dağı (2115 m.), Kırdağ (2832 m.),Keçeli Dağı (2665 m.),Kıllıdağ (2893 m.),Çataldağ (2728 m.),Karadağ (2890 m.) ve Akdağ (3047 m.) ile Oltu Çayı ve kollarının oluşturduğu derin vadilerce şekillenen engebeli bir arazi yapısına sahiptir.**
Oltu ve çevresinde, Doğu Anadolu'nun Karasal iklimi ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliklerine sahip, bir çeşit mikroklimatik iklim hüküm sürer.***
Engebeli arazi yapısına uygun olarak,doğal bitki örtüsü de farklılık gösterir.Vadi ve havza tabanı düzlüklerinde doğal step formasyonu yer tutarken, yüksek alanlarda sarıçam, hakiki oltu taşına kaynaklık eden ardıç ağacı, meşe ve akçaağaç türlerinden oluşan ormanlar yer alır.
Ana topoğrafik yapısını dağlar,bunlar arasına yerleşmiş olan havza ve vadiler ileplatoların oluşturduğu Oltu'da,dağlık sahaların önemli bir kısmı Oltu Havzası'nın her iki kenarı boyunca kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanmaktadır.****
En fazla yağışın nisan, mayıs ve haziran aylarında düştüğü Oltu ve çevresinde,özellikle tahıl tarımıbüyük bir önem kazanmıştır.Sanayi bitkilerinden sadece şeker pancarının üretildiği bölgede,meyvecilik faaliyetleri daha çok aile ihtiyaçlarınıkarşılamak amacıyla yapılmaktadır.
Hayvancılık ve arıcılık bölgenin temel geçim kaynaklarının başında gelmektedir.Bölgenin linyit yataklarıgerek yakacak ihtiyacını karşılama, gerekse önemli bir işgücünü istihdam etme açısından, büyük önem taşımaktadır.Geenellikle süs,takı ve tesbih yapımında kullanılan Oltu Taşı, bölgenin önemli doğal kaynaklarından biridir.Erzurum Taşı veya siyah kehribar olarak da adlandırılan bu taş (oltu taşı) Oltu'nun ülke içinde ülke dışında tanıtımında çok önemli rol oynadığı gibi bölge halkı için de en önemli geçim kaynağıdır.
* İ.ÖZAV Oltu'nun Beşeri Ve Ekonomik Coğrafyası.
** İ.ATALAY Oltu Çayı Havzasının Fiziki Coğrafyası ve Amenajmanı.
*** İ.ÖZAV Oltu'nun Beşeri Ve Ekonomik Coğrafyası.
**** İ.ATALAY Oltu Çayı Havzasının Fiziki Coğrafyası ve Amenajmanı.
TARİHİ VE KÜLTÜREL YÖNLERİ İLE OLTU - ANKARA (2002)
1. makale sonu.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
OLTU 'NUN TARİHİ DURUMU HAKKINDA
Ortaçağ bölge kaynaklarındaki ''olt'uk'' ve Kartel (Gürcistan) Annalı'ından geçen '' Oltis-Kwabi'' (Oltulu-Kayası) deyimleri bir kavmi (etnik adı) belirtir.Çoruk Irmağı sağ kolu üzerindeki Oltu Kalesi,çevresi 12 Km'yi bulan ve bir ada gibi yükselen kayalık üzerindedir. Oltu, Kimmerlerden kalma Kıpçakların büyük bir boyu olup (Romanya'nın Güneybatı kesimini oluşturan) Eflak'ta,soldan Tuna'ya karışan çaya ve üzerindeki kasabaya da onun adı verilmiştir.Romanya (eski) Devlet Başkanı Çavuş'esko (çevuş-oğlu), Oltu Kasabası'nda doğmuştu.
Oltu'ya güneybatıdan komşu bölge ve kalenin,Ortaçağ'da ''totrtom'' da denen adı, yine Kimmer/Kıpçaklar'ın bir oymağından geliyor.Aşağı Tuna Boyu Sağında, 1357' de anılan Dobruca' da eski Türk Köyü ''Tortoman'' ile Bulgaristan'ın kuzeyindeki ''Tortoman Gölü'' de Kıpçaklardan adını almıştır. Ayrıca Elazığ'da (Fırat Kıyısında) Baskil'in İzolu Bucağı Şavakuşağı Köyü'nün ''Tortumlu'' Mezrası adını da buna katmak gerek.
Selçuklu Sultanı Alparslan, İkinci Batı Seferi'nde 1068' de Tiflis (Arap Caferoğulları'ndan) ve Çevresini fethinden sonra,(kökleri),Bayburt-İspir bölgesinde M.Ö. 401' de KSENEPHON' un gördüğü ''Skyt'' Saka veOrtaçağ Kaynaklarının ''Aşkenaz'' dediği Dede Korkut Kitabı'nda da ''Inak''/ Başvezir Ünvanlı Bağ-Beğrekadlı Oğuz Sülalesinden gelen Apkaz-Belgratlıları'ndan ''Kalarçet'' (Şavşat - Ardanuç- Artvin/Yusufeli) Bölgelerini almıştı (1060). 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferimiz' le büyük yararlılık gösteren Türkmen Beğleri' ne Anadolu' da Emirlik (Beğlik) ler veren Alparslan,Saltuk Beğ'e de merkezi Erzurum olmak üzere; Kars- Pasinler-Oltu, Tortum-İspir-Bayburt ve Tercan Kesimlerini ayırmıştı.1202'ye kadarburalara hakim olan Saltuklular,ülkeyi imar etmiştir.
Bizans'ın teşvikiyle son güçlerini toplayıp gelen Apkaz Belgratlı Kıralı 2. Görgi (1072-1089),Yukarı Posof'un Kol kalesi altında,24 Haziran 1080 günü yenildiğindenbaşkenti Kutayıs'a kapanıp,Selçuklulara haraç vermeği,yalvararak kabul ettirmişti.Onun oğlu dördüncü David (1089-1125) de, 1117 yılına kadar,Irak Selçuklularına sadık kaldı.Ancak Kafkaslar ve Karadenizin Kuzeyindeki Kıpçak/Kumanlar'ın Hanı Atrak'ın Kızı ile evli bulunan Dördüncü Davit,Türkiye Selçuklularının şehzade kavgalarıyla bunalmasını fırsat bildi.Kaynatası Atrat Han'a gizlice elçiler ve kılavuzlar gönderip, onun Don Irmağı Boyunda Rus Knezliklerine kaptırdığı yerlere karşılık,Kıpçaklardan 300.000 kişilik bir güçle Daryal-geçidi' ni aşarak 1118 yazı başında Kür Boyuna inmelerini sağladı.Kıpçaklardan 40.000 atlı çeri ve (peçenek, Uz Türklerinden) esir,5000 kişiyide kendisine ''Hassa-Askeri'' edinen Dördüncü Davit,selçuklu Hakimiyeti'nden çıktı. 1121' de Tiflis,1124 yılında Arpaçayı Boyları ve Anı ile Çıldır' dan İspir'e kadarki Çoruk Boyları da ele geçirildi.Dördüncü Davit Kalabalık Tiflis Müslümaları'nın isteğine uyarak,(sonradan Tamara'nın yaptığı gibi) Tiflis'te bir yüzü Arapça yazılı para kestirmek gibi ''hoşgörü''de bulundu. Göçmen Kıpçaklar birkaç defa Dördüncü Davit'e başkaldırıp bildiklerini yapmışlar; bütün Ahıska ve Yukarı Kür Boyları İle Çoruk Vadilerine aileleriyle yayılıp yerleşmişlerdi.Zamanla Şamanlığı Bırakıp Ortodoks-Hristiyan oldular.
Anası Kıpçaklı olan Kraliçe Tamara (1184-1213) çağında, Ulgar Dağının iki yanından gelip,Aşağı Posof' ta birleşen dereler kavşağındaki ''Çak-Su'' da adı yaşayan ''Çak/Cak Kalesi'', büyük bir Kıpçak Beği ve orduda Kumandan ''Beka'' (Berka/Berke)' nin merkezi idi. Bunu adını taşıyan torunu, 1221' de Kür Boyuna gelen Cengizli Ordusu'yla savaşta ölmüştü. Bunun kardeşi (sonradan ''Papa''/Baba diye anılacak) Sargis, kendi kıpçaklı birliği ile Cengizli Ordusu'na katılarak, 1243' teki Kösedağ Savaşı'nda üstün başarısı ve İlhanlı Abaka Han' a yardımcı olmasından 1277-1268 yılında, Yukarı Kür ve Çoruk Boyundaki soydaşları üzerine ''Vali'' tayin edildi. Bununla,1578' de Osmanlılar'ın Çıldır/Ahıska Bölgesine kadar, 15 Ortodoks Kıpçak'lı ''Atabek'' ünvanıyla beğlik yaptılar. Kartel (Gürcitan) kaynaklarında, ilk merkezlerine göre ''cakeli'' (caklı) ve ülkeleri de, Ünvanlarına göre ''Sa-Atabag'o'' (Atabek Yurd'u) diye anılageldi. 1578' de Istanbul'a varan Son Atabek Manuçarh/manuçar, ''Mustafa'' adıyla Müslüman Olmuş; Çıldır/AhıskaVilayeti' ne Ocaklı Beğlerbeyi Tayin edilmiştir.
1548 yılında Osmanlılar'ın eline geçen Oltu, 1877' den önce Ardahan'a bağlı bulunuyordu.1878 Ayestafanos Anlaşması ile Rusya'ya bırakılmış ve Oltu' lular bu devirlerde çok acı günler yaşamıştır.Rusların Bolşevik İhtilaliyle geri çekilmesinden sonra, Ermenilerin amansız zulmü başlamış, bu zulme karşı eşraftan Yusuf Ziya Bey,Dr. Esat Yasin Haşimoğlu, Molla Bilal, Mahmut çavuş, Molla Taştan, Molla Veysel, Sefer Bey, Şakir Bey ve İsmail Nazarbeyoğlu, Oltu İslam Komitesi''ni kurarak, Türk-İslam mücadelesini burada başlatmışlardır.30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi' nden sonra Oltu, Türk sınırları dışında bırakılmış ve İslam Komitesi bu kez ''İslam Terakki Komitesi'' olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Bir müddet ''Geçici Güneybatı Kafkas Hükümetine'' bağlı kalan Oltu' da daha sonra ''Oltu Şura Hükümeti'' ni Kurmuştur. 17 Mayıs 1920' de ise Oltu T.B.M.M. Hükümetrince merkezi Yönetime Dahil Edilmiştir.
OLTU TAŞI HAKKINDA
Oltutaşı Çıkartılan Bölgenin Coğrafi Özelliği ve Topoğrafik Yapısı
Oltutaşı Rezerv Olarak: Dutlu, Hankaskışla, Alatarla, çataksu Köyleri ve çevresinde '' Kabakuş Mevkii'' köylerinde yeterli derecede bulunmakta, genelde Akdağ'ın Kuzey Doğuya doğru uzantısını meydana getiren Dutlu Dağı '' Yasak Dağ'' ve çevresinde çıkarılmaktadır. Yerleşme merkezi olarak zikretmek gerekirse: Dutlu, Güzelsu, Alatarla, Sülünkaya, Günlüce, Ormanağzı, Taşlıköy, Çataksu köyleri belirtilebilir.
Bölgeler takriben 1600-1800 m. rakımlı, dik yamaçlı olup sarıçam ormanlarıyla kaplıdır.Bölgede bol miktarda kaynak suyu çıkmaktadır. Böylesi engebeli arazide maden çıkarmak belki çok zor ama, çevrede madenden anlayan kaliteli elemanın çok olması ve çıkarmada kullanılan malzemenin Oltu' da temin edilbeilir olması işi kolaylaştırmaktadır.
Mayıs - Eylül ayları arasında tarıma dayalı işlerle uğraşan yöre halkı, Oltutaşını çiftçilikten artan zamanlarda yani, Ekim-Mart ayları arasında çıkarmaktadır.
Oltutaşı Galerileri, Oltu-Göle istikametinde uzanan asfalt yolun 5-8 km kuzey ve kuzeybatısından itibaren başlar. Galerilere kış mevsiminde vasıtayla gitmek mümkün değildir.Köylüler bu mevsimde yaya olarak ve üç beş saatte varabilmektedir. Bölgede Oltutaşı çıkarmak için açılan ocak sayısı 600 civarındadır. Bunlardan Dutlu Dağ çevresindeki 287 ocaktan 80' i faal durumdadır.
Oltutaşı Çıkarılan Köyler
Dutlu Köyü Oltutaşı Ocakları
İlçe merkezinin kuzeydoğusunda, ilçeye 20 km.uzaklıktaki Dutlu köyü' nün 1985 sayımına göre hane sayısı 190 olup nüfusu ise 1122 kişidir. Oltu-göle asfaltının 4 km. kadar kuzeybatısında kurulmuş olan köyden,madene yaya olarak 3-5 saatte varılır. 1900-2000 rakımda Dutlu ''yasakdağ'' yamaçlarında ocaklara raslanır.Rezervi kesin olarak bilinmemektedir.
Oltutaşı'nın yayılım sahasında250-300 kadar ocakmevcut olup bunlardan 80' i kış aylarında köylüler tarafından işletilmektedir.Herkesin ocağı kesinlikle belirli olup, birbirlerinin ocağına izinsiz girmezler.
En son olarak 1994'e yerinde yaptığımız incelemede, 1989 ve başlangıcından bu güne kadar aynadan pasayı dışarı çıkarmak için, ağaçtan yapılmış tekerlekli teknelerin kullanıldığı 70-80 cm genişlikteki tünellerden malzemeyi teknelerle ve teknenin ipini deişçinin boynuna bağlayarak dışarı çektiklerini gördük. Bu iş 150 m. derinliğe kadar böyle yapılmaktaydı.madenlerde zehirli gaz olmadığını ise,çekiç vurarak kontrol ettiklerinisöylüyorlardı. Boğuk ses çıkan kuyulara kesinlikle girilmiyor, diğer kuyularda iseyarım saatten fazla kalınmasının doğru olmadığı belirtiliyordu. Buldukları damarları takip ederek aramalarına devam ettiklerini ve ocaklarda kış ayları 100 - 150 kişi çalıştığını müşahade ettik.
Köyü Nüfusu Hane Sayısı İşletmeci Aile
DUTLU 1122 199 85
GÜNLÜCE 512 100 39
SÜLÜNKAYA 437 110 15
GÜZELSU 866 150 10
GÖKÇEDERE 1132 195 ---
ALATARLA 477 117 14
İNCİ 958 189 ---
ÇATAKSU 915 110 40
TAŞLIKÖY 1212 120 20
YEŞİLBAĞLAR 475 38 25
ORMANAĞZI 1380 115 12
YOLGÖZLER --- --- 40
Oltutaşı Madeninin İşletilme Faaliyetleri
Oltutaşı’nın çıkarılması işi, dağlık kesimin parçalanmış kısımlarında hemen hemendik olarak açılan ve 70-80 cm çapındaki galerilerde sürdürülmektedir. Açılan bu galerilerde ancak iki üç kişi çalışabilir. Galeriler ekonomik olmadığı için, teknik metodlarla değil, gelişigüzel açılmakta olup, bu da ancak yöre halkı tarafından gerçekleştirilmektedir. Çünkü açılan her galeride tabakalara rastlanmamaktadır. Açılan galerilerin çökmemesi için bunların silindir şeklinde olmasına dikkat edilir. Galeri açma işinde, murç, sapları kısa kürekler, kazma ve çekiç kullanılır. Tünelde bulunan toprak hafriyatını dışarı çıkarmak için altına küçük tekerlekler takılmış teknelerden faydalanılır. Tekneler iple çekilerek hareket ettirilen kasa şeklindeki el arabası konumundadır.
Galerilerde madene rastlansa da rastlanmasa dayaklaşık 150 m. Derinlikte terk edilmektedir. Madene rastlanmayan ocaklar 10 m. Sonra terkedilmektedir. Basınç altında sıkışmış ve derli toplu bulunmayan Oltutaşı yatakları, kömürde olduğu gibi kalın damar şeklinde devam etmediğinden çok geniş mekanlar açmaya gerek yoktur. Galerilerde aydınlatma, deveci lambası veya cep feneri ile sağlanır.
Oltu taşı aramak içinaçılan galerilerde taş, birkaç metre yatay devamlılık gösteren tabakalar halindedir. Bu damarlar yer yer çatallanmış ve kırılmış haldedir. Galerilerdeki merceklerin tükenmesi veya galeriden aşırı derecede su çıkması halinde, ocak terk edilir. Köylüler ilk belirtilerde açtıkları galerilerde nerede Oltutaşı merceğine rastlanacağını önceden kestiremeyip, ince damar yani mercekler bulununcaya kadar aynı tünelde ilerlemeyi sürdürüyorlar. Tünellerin çökmemesi için zaman zaman ağaç direkler kullanılıyor. Uzun süren çalışmalar sonunda çıkarılan Oltutaşı, tatmin edici miktarda ise, çalışanını memnun eder, aksi halde çalışanın emeği boşa gider. Uzun kış mevsiminin hüküm sürdüğü bölgemizde yaşayan yöre halkının başkaca geçim kaynağı yoktur. Buna rağmen binbir güçlükle çıkarılıp binlerce insanın geçim kaynağı durumundaki Oltutaşı işletmecileri birçok problemlerle karşı karşıyadır.Dileğimiz bu problemlerin kısa zamanda giderilmesidir.
